21 Ekim 2009 Çarşamba

eve dönmek

















akşamları belediye otobüslerinin verdiği huzursuzluk, boşluk ve her an kaybolabilme hissi
ait oldugun yerden koparılmanın ne kadar kolay oldugunun akla gelmesi, güvensizlik ve zamanla artan ve sonra durulmayan bir durakla biraz daha artan gerginlik...

Sona yaklaşırken eve dönmenin rahatlığı artar ama yine de erken davranırsın. Durağa daha çok varken kalkarsın düğmeye basarsın. Ayakta beklersin otobüsün durmasını. Ani olmayan ama yine de sert bi frenle yavaşlayan otobüsün kapıları daha durmadan açılmıştır. Bir an önce atlayabilmen için bir fırsatmış gibi... ve sen kendini yavaş da olsa ilerleyen otobüsten dışarı sarkıtırken artık sadece bikaç kişinin içerde kaldığını farkedersin. Aynı tedirginliği ararsın yüzlerinde ama bulamazsın. Belki onlar hep daha sonraki duraklarda indiklerinden alışıklardı belki onlara daha zaman vardı. ve kimileri vardı senden önce inmiş onları hatırlarken sol ayağının yere değdiğini topuğunun acısıyla idrak edersin. Sağ teki de onun hemen önüne düşer daha dengeli ve kuvvetlice. Kollarının serbest kalmış gibi görünür içerideki ve dışarıdakilere. Sol ayağınla yerde ilk adımını attığında otobüsün duracağını düşünürsün ama o kapıyı kapatma emrini çoktan vermiştir kendi kendine ve artık senin atladığını gören tekerler rahat rahat dönmeye başlamıştır. tam zamanında atladığına sevinirken başka zaman olsa küfrederdim diye düşünürsün bu güvensiz gecede evine artık birkaç dakika kalmıştır ve sen tüm tehlikelere gözdağı verir gibi yürümektesin. otobüstekiler hızla ilerlemekte. bi an düşünemezsin ya ben de inemeseydim diye.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder